Ne Diyelim (Nerde Demokrasi) Türkü Sözleri

Nerde demokrasi özgürlük hani
Olmayan şeylere var mı diyelim
Saçtılar topluma nefreti kini
Nefret saçanlara yar mı diyelim

Köylü ürettiği yünde yatmadan
Soygun gemileri yere batmadan
Gücümüzü değerine satmadan
Mücadele bize zor mu diyelim

Aç gezen sürünün deli çobanı
Ne bilir nasırı yarık tabanı
Canımızı yakan azgın çıbanı
Tabip olmayana sar mı diyelim

Gül diye sarıldık kara çalıya
Onun için hasret kaldık halıya
Başımıza düşen iri doluya
Yavaş yavaş yağar kar mı diyelim

Engine yar olmaz şu yüce dağlar
Eser sam yelleri sararır bağlar
Selami insanın derdine ağlar
Yoksa dünya bize dar mı diyelim

Selami Saydam
Çorum

Çorumlu Halk Ozanları – Hüseyin Çırakman, Alev Yayınevi, Birinci Basım: Mart 1992, s.175

Ortak Şuur (Bekara Boşamak) Türkü Sözleri

Bekara boşamak ne de kolaymış
Üç haneli köye muhtar oldun mu
Aleyhte konuşmak basit olaymış
Beş tane davara saman böldün mü

Kendi düşse ağlar sen düşsen güler
İnsanlık o dur ki hep hayır diler
Aynı yöne bakan ayrılık böler
Kendi ailende birlik oldun mu

İyi niyet ile yola çıkarsın
Şom ağızlılara kulak tıkarsın
Küçük bir çaban yok gönül yıkarsın
Beyinden önyargı silebildin mi

Bir şeyler yapılır tüzel anlamda
Karanlığa bir mum güzel anlamda
İnsanlığa hizmet özel anlamda
Sen de bir kervanda yerin aldın mı

Kaplumbağa gibi tek göz odada
Yaşıyor insanlar özel adada
Dar bakış açısı ısrar hatada
Dostunun derdini derdin bildin mi

Erişilmez üzüm koruk olur mu
Sarmaş dolaş kalpler kırık olur mu
Malkoç Ali gamsız doruk olur mu
Paslı kapıları çalabildin mi

Ali Rıza Malkoç

Bursa, 12.11.2006

Asmada Salmış Filizi Türkü Sözleri

Asmada salmış filizi (tangom)
Bulamam evinizi
Şimdi de bildim sevdiğini (tangom)
Soldurmuşun rengini

Tangolara sarıceğım gine (vay vay vay)
Gine vay gine vay hop gine (vay)
Güzellerin alıceğim gine (vay vay vay)
Gine vay gine vay yavrum gine (vay)

Asmada davşan govarım (tangom)
Düştüm dizimi ovarım
Ben bu köyü çok sevdim (tangom)
Beni de burdan everin

Tangolara sarıceğım gine (vay vay vay)
Gine vay gine vay hop gine (vay)
Güzellerin alıceğim gine (vay vay vay)
Gine vay gine vay yavrum gine (vay)

Yöre Ekibi
Balıkesir

Tangolara Sarıceğim. 10.09.1967 tarihinde TRT tarafından derlenmiştir. Balıkesir, Türkali Köyü’ne aittir. Rept. No: 1837

Çavuşlu Diye Diye Türkü Sözleri

Çavuşlu diye diye
Düştüm yollara düştüm
Andır galsın sevdası
Bak ne hallere düştüm

Al aşağı vur dizi
Baban görmesin bizi
Baban görürse bizi
Öldürür ikimizi

Gızıl ağaç benimsin
Yaprakların delinsin
Bu yıl ben evleniyom
Bekar gızlar sevinsin

Al aşağı vur dizi
Baban görmesin bizi
Baban görürse bizi
Öldürür ikimizi

Ayişe diye diye
Fadime diyemedim
Fadime diye diye
Emine diyemedim

Al aşağı vur dizi
Baban görmesin bizi
Baban görürse bizi
Öldürür ikimizi

Ömer Akpınar
Görele

Kızıl Ahmet’in Moğollara İsyanı Türkü Hikayesi

1243’te Kösedağı’nda Moğol ordusunun başlattığı kanlı savaş, II. Keyhüsrev’e bağlı Selçuklu ordusunun yenilgisiyle sona ermiştir. Anadolu, Moğolların himayesine girdikten sonra Kırşehir’deki Malya ovası, istilacı Moğol ordularının yaylak ve kışlağı haline gelmiş idi. Binbir güçlükler içinde Selçuklu’yu kuran Türkmenler (Oğuz) ise, Moğol istilasıyla birlikte, İran ve Arap kültürünün etkisinde kalarak Türklüklerini kaybedip yabancılara hizmet eden devlet adamlarından ve aydınlardan nefret ediyordu.

Devletin perişan halini gören Karamanoğlu Mehmet Bey, Eşref ve Menteşeoğulları başta olmak üzere Türkmenleri başına topladı. Konya üzerine yürüdü ve başkenti ele geçirdi. II. Keykavus’un oğlu olduğunu söylediği Gıyaseddin (Alaeddin) Siyavuş (Cimri)’a Ebul-Feth unvanı verdi ve Sultan ilân ederek Selçuklu tahtına oturttu. (Selçuklunun o günkü bozuk düzeninden yararlanan bir çok yazar, halkın gözünden küçük düşürmeye çalıştıkları Siyavuş’a (Cimri) lâkabını takmışlardır.) Siyavuş adına hutbe okutup para bastırdıktan sonra, bir Türk Devleti olan Selçuklu sarayında Farsça ve Arapçanın kullanılmasında büyük rahatsızlık duyan Mehmet Bey, Farçaya karşı Türkçenin resmî-dil olması için şu tarihi bildiriyi yayınladı. “Bu günden sonra: Divanda, Sarayda, Dergâhta, Dairede, Mecliste, Meydanda, yani bütün toplantılarda ve her yerde Türkçeden başka, dil kullanılmayacaktır.” Karamanoğlu Mehmet. 1277.”

III. Keyhüsrev, Moğol hanında yardım istedi. Moğol ve Selçuklu ordusu karşısında tutunamayan Siyavuş ve Karamanoğlu Mehmet Bey, ele geçirdikleri Selçuklu iktidarını bırakmak zorunda kaldılar. Tutsak edilen Siyavuş ve Mehmet Bey başları kesilmek suretiyle öldürüldü. Mehmet Beyin kesik başı Konya’ya getirildi, halka gösterildi. Siyavuş’un derisi yüzülerek içine saman dolduruldu. Sonra da şehir şehir dolaştırılarak halka korku salmak için gösterildi. 1278.

Karamanoğlu Mehmet Bey’in ölümünden sonra Türkmen halkın yaşadığı bölgeleri baskı altına alan Moğol ve Selçuklu idarecileri, Kırşehir ve yöresinde baskılarını iyice artırmışlardı. Kırşehir’e gelen idareciler, halka öyle zulümler ediyorlardı ki, memleket baştan başa harabeye dönmüştü. Meşayih, onların arzularını yerine getirmek için tekkeleri, evlerini rehin koydular. Ağır vergiler nedeniyle aç ve çıplak kalan halkın yoksulluğu neticesinde Kırşehir’de bir tek baca dahi tütmez olmuştu. Bu soygunlar sonunda halkın elinde servet namına bir şey kalmadı. Sülük gibi halkın damarlarındaki kanı emen bu zalimler o kadar aç gözlülerdi ki, ellerine geçirdikleri bir taneyi testereyle elini bileğinden ayırsan dahi geri vermezlerdi.

Moğolların tayin ettikleri valilerin ağır zulümleri, Selçuklu idarecilerinin açgözlülüğü, Kırşehir’de hayatı çekilmez hâle getirmiştir. Bu baskılardan iyice bunalan halk, Kırşehirli bir Türkmen Beyi olan Kızıl Ahmet’in başkanlığında başta Moğollar olmak üzere, kendilerine iyice yabancılaşmış bulunan Selçuklu yöneticilerine karşı isyan etti.

Fuad Köprülü ve Şehabeddin Süleyman’ın yazmış olduğu “Yeni Osmanlı Tarihi Edebiyatı” adlı eserde, o dönemde yaşayan Yunus Emre’nin de Kızıl Ahmetli Türkmenlerinden olduğu bildirilmektedir. Coğrafî konum da bunu doğrular. Aksaray vilayeti Ortaköy kazası Kızılırmak deltasındaki Ziyaret dağında Yunus Emre’nin mezarı vardır. Üzerine bir türbe yapılmıştır. Yunus’un Şeyhi Taptuk Emre de, Ziyaret dağının karşısındaki Ekecik dağı eteklerinde kurulu, Tabduk Emre köyünün camisi içinde yatmaktadır.

Kızıl Ahmet, başına topladığı dört bin kadar Türkmenle birlikte Konya’ya doğru harekete geçti. Aksaray yakınlarında Moğol ordusuyla karşılaşan Kızıl Ahmet Bey, bozguna uğradı ve geri çekildi. Bir türlü ele geçirilemeyen Kızıl Ahmet, Kırşehir’deki zalim Selçuklu ve Moğol idarecileriyle yıllarca mücadele ederek onlara kan kusturdu. Türkmenlerin direnişinden bıkan Moğollar, buralarda tutunamayarak geri çekilmek zorunda kaldı. Elimizdeki cönkte bu konu hakkında böyle bir türkü bulunmaktadır.

Kaynak: Öyküleriyle Kırşehir Türküleri, Destanları, Ağıtları – Baki Yaşa Altınok, Oba Yayıncılık, Mayıs – 2003, Ankara, s.12-13

Kaynağı Bilinmiyor
Kırşehir

Karanfil Deste Gider Türkü Sözleri

Karanfil deste gider hah hah ha nanay
Kokusu dosta gider hah hah ha nanay
Benim kalbimde sensin hah hah ha nanay
Senin kalbinde kimler hah hah ha nanay

Nanay nanay
Nanay ellerin malı
Çürük bellerin bağı
Gün olur devran döner
Ben de sararım yari
Nanay nanay nanay nanay

Kuru kastel akmıyor hah hah ha nanay
Yar yüzüme bakmıyor hah hah ha nanay
Üç deste gül topladım hah hah ha nanay
Yarim gibi kokmuyor hah hah ha nanay

Nanay nanay
Nanay ellerin malı
Çürük bellerin bağı
Gün olur devran döner
Ben de sararım yari
Nanay nanay nanay nanay

Şinasi Çolakoğlu
Kilis

Kastel, çeşme anlamına gelmektedir. 01.12.1948 tarihinde Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir. Türkünün bağlantı ezgisi giriş ve ara sazı olarak çalınabilir. Rept. No: 844

Ölü Gibiyim (Bugün Bana) Türkü Sözleri

Bugün bana bir hal oldu
Sanki bir ölü gibiyim
Konuşan dilim lal oldu
Sanki bir ölü gibiyim

Ne gücüm var ne dermanım
Sızılıyor tüm her yanım
Günbegün artar efkarım
Sanki bir ölü gibiyim

Ne eksilir ağrım sızım
Ne kış belli ne de yazım
Düzen tutmaz oldu sazım
Sanki seher yeli gibiyim

Kasım der ki halim yaman
Dokunsan ağlarım inan
Her çiçekten bal arayan
Sanki bir arı gibiyim

Her çiçekten bal arayan
Sanki bir arı gibiyim

Kasım Karşı
Divriği

16.05.1983