Hak nasip eyledi geldik buraya
Şükür cemalini gördük erenler
Merhem olduk gönüldeki yaraya
Muhabbet gülünü derdik erenler

Dostlar ile cem olduk birarada
Hak Muhammet Ali mihman burada
Deli gönül coşar ara sırada
Sevgi ile hakka erdik erenler

Dost cemali gördü coştu Kederi
Aşkın deryasından alır gevheri
Güzel dosttan bugün aldık haberi
Pir himmet eyledi vardık erenler

Aşık Kederi
Adıyaman

Gücenme sevdiğim açma arayı
Bir gün geleceğim illerinize
Işıklansın gönlünüzün sarayı
Hoyratlar değmesin güllerinize

Bülbül şakımazdı senin yanında
Bir volkan kükrerdi kızıl kanında
Bir şafak sizinle sohbet anında
Doyamadık tatlı dillerinize

Orda çağıl çağıl çağlamıştınız
Saz inlerken sizler ağlamıştınız
O demde bir kemer bağlamıştınız
Ne hoş yakışmıştı bellerinize

Nükteler güzeldi sözler güzeldi
Gönüller güzeldi gözler güzeldi
Sakiler güzeldi yüzler güzeldi
Badeler sunmuştuk ellerinize

Daimi’dir muhabbetin aşığı
Muhabbettir karanlığın ışığı
O bahçenin olduk bir sarmaşığı
Dolandık sarıldık dallarınıza

Aşık Daimi
Tercan

Bilmeyen öğrensin duymayan duysun
Kardeşiz tek vücut tek bir milletiz
Bölücü sapıklar aklına koysun
Kardeşiz tek vücut tek bir milletiz

Dünün insan yiyen kanlı çarkı yok
Yüzlerde gam gönüllerde korku yok
Çerkezi yok Kürdü yoktur Türkü yok
Kardeşiz tek vücut tek bir milletiz

Allah bir vatan bir bayrak bir beden
Yanlış yola sapmayalım bilmeden
Doğu batı diye ayirmak neden
Kardeşiz tek vücut tek bir milletiz

Yırtılıp atılmaz tarih sepete
Birlik olduk camide ve cephede
Kore’de Kıbrıs’ta Kocatepe’de
Kardeşiz tek vücut tek bir milletiz

Nineler dedeler masum bebekler
Bizlerden Huzurlu Türkiye bekler
Tutuşsun el-ele kızlar erkekler
Kardeşiz tek vücut tek bir milletiz

Kalacak adımız kaldığı gibi
Aleme velvele saldığı gibi
Tıpkı Sakarya’da olduğu gibi
Kardeşiz tek vücut tek bir milletiz

Ne zulmü severiz ne kinimiz var
Hayrı emreyleyen hak dinimiz var
Dağlar çağlar boyu yeminimiz var
Kardeşiz tek vücut tek bir milletiz

Abdurrahim Karakoç

Suları Islatamadım, sayfa 50

Kahve Koydum Cezveye

Ali Kara
Gaziantep

Damda durma kahküllerin yel alır (canım hey)
Serin durma sevdiğini el alır (aman hey)
Bunca yıldır yar yolunu beklersin (aman hey)
Çektiğin hasretlik yanına kalır (canım hey)

Telli gelin güle güle gidesin (aman hey)
Gidesin de muradına eresin (canım hey)
Nasib ola kız anası olasın (aman hey)
Ayrılık neyimiş sen de göresin (canım hey)

Melahat Turgut
İliç

Kadın kına türküsü. Erzincan, İliç, Yakuplu Köyü’ne aittir. 1976 yılında Mustafa Özgül tarafından derlenmiştir. Rept. No: 3224

Yastığı Kuş Tüyünden

Yöre Ekibi
Siirt

Bugün benim efkarım var zarım var
Değme felek değme telime benim
Gül yüzlü cananı elden aldırdım
Ecel oku değdi gülüme benim
Değme felek değme telime benim

Lokman Hekim gelse sarmaz yarayı
Hilebaz dostunan açtık arayı
Ne köşkümü koydu ne de sarayı
Baykuşlar tünedi dalıma benim
Değme felek değme telime benim

Özlemi’yem başım dumanlı dağlar
Gözlerim yaşlı da içim kan ağlar
Güz ayları geldi bozuldu bağlar
Hazan yeli değdi gülüme benim
Değme felek değme telime benim

Aşık Özlemi
Amasya

Ferhat’ın Türküsü. Sabahat Akkiraz tarafından derlenmiştir. Rept. No: 4250

Koca Kuşun Yüksektedir Oyunu 2

Yöre Ekibi
Dursunbey

Gaziler beğam gaziler
Gövnüm beğamı arzılar
Sekonu dikdimola
İsgeledeki terziler

Gavır dağnın baerine
At bağladım çaerine
Emmim efendisi verse
Başı gözü haerine

Şuvara oldum şuvara
Belini verdim duvara
Beğam çadır dutdumola
Yalakda goca punara

Atları var at içinde
Ağar pukağa gıçında
Beğler binmiş av ediyo
İnce beğam yok içinde

Ne ağlıyon kele Senem
Sen de yitirmişsin sunan
Ağlama güçcük Fadımam
İsgeleden gelir gınan

Dang dang gayfası gavrılır
Dumanı göve savrılır
Emmim atın borca vermiş
Düşümde gördüm darılır

Yakamadım ışığını
Hatlamadım eşiğini
Sağ yanıma goyamadım
İç’oğlannı beşiğini

Çadırı dutulu galdı
Buydayı ekili galdı
Duymadın mı Senem bacım
Memmet eve sehap oldu

Gızının da adı Eşe
Odasında ağar başa
Müdür olmuş ince beğam
Cebelden isdemiş Paşa

Döndü Sarı
Osmaniye

Osmaniye, Gökçedam (Hemite) Köyü’ne aittir. Yaşar Kemal derlemiştir. Ağıtlar I, Kemal Sadık Göğceli, Çukurovada Folklor Derlemeleri: 1, Adana Halkevi Neşriyatı: 1, 1943, s. 50-51

Bizim Yayla Düz Gibi De

Temel Candar
Maçka

Keklik gibi kanadımı süzmedim
Murat alıp doya doya gezmedim
Bu kara yazıyı kendim yazmadım

Alnıma yazılmış bu kara yazı
Kader böyle imiş ağlarım bazı
Gönül hey hey hey sebep oy

Şu gonca gülleri ben deremedim
Çifte bülbülleri konduramadım
Kadir kıymetimi bildiremedim

Alnıma yazılmış bu kara yazı
Kader böyle imiş ağlarım bazı
Gönül hey hey hey sebep oy

Geceleri uyku girmez gözüme
Zalim yastık diken oldu gözüme
Uyma dedim uydu eller sözüne

Alnıma yazılmış bu kara yazı
Kader böyle imiş ağlarım bazı
Gönül hey hey hey sebep oy

Erzincanlı Hafız Şerif
Erzincan

Mustafa Uçar tarafından derlenmiştir.

Yalanimiş dost bildiğim insanlar
En kötü günümde yalnız bıraktı
Arz eyleyim dedim kendi halimi
Dili zehir dedi sözü zemberek

Gülünce yüzüme dostum sanmıştım
Aldanıpta dertlerimi yavmıştım
Bunca yıllar yalanlara kanmışım
Gerçek acıimiş yalan zemberek

Kocabaşım söyler bunca sözleri
Ağlar oldu artık kendi gözleri
Dostu olmayınca tutmaz dizleri
Yollar diken diken hallar zemberek

Ramazan Kocabaş

Arayıp bulmalı bir ince belli
Sözüm nasihattır tutana belli
Bir insan dünyada olsa ik’evli
Dağıtır uykuyu cefasına bak

Eğer birin sevse cefası çoktur
İkisini sevse bok üstü boktur
Moskof kavgasından kavgası çoktur
Şaşırma nöbeti sırasına bak

Boyu yüce olsa derler ki yüce
Boyu kısa olsa derler ki cüce
Sararsan kısayı üç gün üç gece
Pamuk yorgan döşek safsına bak

Aşık Seyrani
Develi

Seyrani, Hayatı, Kişiliği, Sanatı, Şiirleri – Mustafa İslamoğlu – Denge Yayınları, İstanbul 2002, s.227-228

Siniler sehil sineği
Issız kaldı ağ konağı
Yoz koyunu şurda dursun
Oynaşır camuz ineği

Bağlar ebrüşüm kuşağı
Sıyrılır düşer aşağı
Şu canıma sebeb oldu
Abeş Ağanın uşağı

Bağlar ebrüşüm kuşağı
Coşarı atar fişeği
Sebebim deyem mi anam
Abeş Ağanın uşağı

Haçin’de konağa çıkar
Gözlerinden kanlar döker
Biz bu yana yürüyünce
Nazif’im arkamdan bakar

Dağlarda da olur geyik
Ağamın da gözü büyük
İfadeye çıkıncağız
Kiraz’ım ellemen derik

Oturanlar oturanlar
(Bir) kelem sarık saranlar
Göçtü m’ola Avşar ili
Ocağımı batıranlar

Kara Hasan’ımın kaşı
(…) Ömer’in döşü
Hoplar gelir uşakları
Tataroğlu zorba başı

Yol üstüne hayma tutar
Gelen geçen insin deyi
Havılı koygun döktürmüş
Duyan atlı binsin deyi

Yerde kır atın göbeği
Sofraya koydum tabağı
Cıvıl cıvıl cıvılaşır
Ömer’imin üç bebeği

Ünlü Acacıklar ünlü
Düşmanına deve kinli
N’edeyim arada kaldı
Çocuklar gülgülü donlu

Acacığın uşakları
Ebrüşümden kuşakları
Deliler kavgadan gelmiş
Boşalmış ya fişekleri

Hele del’Argın’ım hele
Trabzon sarar bele
Ben anan kulun olduğum
Feyzi’mi kovermişler göle

Altında dorusu çöker
Kuyruk kuluncunu döğer
Kervana dükkana gitmiş
Her gören Arkın’ı öğer

Yoruldum yola oturdum
Felek vurdu ben bitirdim
Bazar-örenine giden
Ben bir dor’atlı yitirdim

Hasan Ağa Bekir Ağa
İtaatım hepinize
Elif ile Ahmed Kehyem
Ben salamam kapınıza

Yazıda kaldım yazıda
Dünya malı yok gözümde
At oynadırdı Arkın’ım
Yiğidim Sandal-Özünde

Davarı soluna koyar
Gözinen onunu sayar
Kervana dükkana gitmiş
Her öğen Arkın’ı öğer

N’ettin benim dor’atlımı
Benli benli kır atlımı
Teneşire çıkardılar
Enli enli suratlımı

İl göçtü de ben de göçtüm
Yalın ayak yola düştüm
Ayan olsun Sarı Beyim
Bugün yayla suyun içtim

Beş döşekten yer ettiğim
Fitilli çarşaf örttüğüm
Perişanım Sarı Beyim
Küsüp de ayrı yattığım

Gitmem Kal’enin yoluna
Sitilik vurmam koluma
Ben Beyime aşık oldum
Tambura verin elime

Çuha şalvar tırnağında
Altun yüzük parmağında
Böyle büyüttüm yavruyu
Kozanlının örneğinde

Bizim atlı beş mi idi
Düştüğü yer taş mı idi
Kadan alam ağ Derviş’im
Altı patlar boş mu idi

Arkın bindin çil (tayına)
Dursun dünya alayına
Ben yavruya düğün kurdum
Kızlar dursun halayına

Şehidlerde yanar çıra
Melekler iner ışığa
Hiç bir şeyi yok diyorlar
Kaa’il oldum bir kaşığa

Şu yavruyu kim soyd’ola
İlahi kanlar kusası
Hiç bir şeyi yok diyorlar
Yok mu kekilli kesesi

Erzurum’un yolu iki
Yel estikçe gelir koku
Acep garip dedi m’ola
Şu yavruyu yuyan fakı

Aşalım gönül aşalım
Dersim dağına düşelim
Harput’tan Diyarbekir’den
Adıyaman’da kavuşalım

Ahmet Şükrü Esen
Yöresi Bilinmiyor

Ahmet Şükrü Esen – Anadolu Ağıtları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Genel Yayın No: 239, Edebiyat Dizisi: 59, Tisa Matbaası, 1982 – Ankara, s.61-62-63-64

Giderem bu düzünen
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)
Çırasız yıldızınan
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)
Ayda bir selam yolla
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)
Gecikmeden tezinen
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)

Gidersen yolda durma
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)
Şahin ol kolda durma
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)
Keserem kirpik seni
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)
Yarime dalda durma
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)

Gidersen yolun olam
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)
Yolda yoldaşın olam
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)
Arife yarın bayram
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)
Söyle kurbanın olam
(Yoncalar yoncalar malım yoncalar)
(Sallansın boyu inceler)

Davulcu Bektaş Şirin
Doğu Anadolu

Mustafa Günaydın tarafından derlenmiştir. Rept. No: 1213

Akşam Oldu Yakamadım Gazımı

Bayram Süleyman
Rumeli

Tutam yar elinden tutam
Çıkam dağlara dağlara (hey)
Yar ismin söylesem olmaz
Yinem bağlara bağlara (hey)

İstanbul Belediyesi Kons.
Erzurum

1929 yılında İstanbul Konservatuarı Müdürü Ziya Bey başkanlığında, Ferruh Bey, film operatörü Remzi Bey, Kösemihalzade Mahmut Ragıp Bey ve İstanbul Türkiyat Enstitüsü asistanlarından Abdülkadir Bey tarafından derlenmiştir.

Salkım Söğüdün Altında

Metin Gürgen
Rumeli

Eşimden Ayrıldım Yoktur Kararım 3

Erzincanlı Hafız Şerif
Erzincan

Daldala Ben Olaydım

Sırma Günaydın
Aşkale